Dühan Suresi Türkçe Meali,Anlamı ve Tefsiri - İslam
Anasayfa » İslam

Dühan Suresi Türkçe Meali,Anlamı ve Tefsiri

20 Haziran 2012 Yorum yok

Türkçe MealDühan Suresi Türkçe Meali

Dühan Suresini Arapça Okuyamayanlar İçin Türkçe yani latince alfabesi ile yayınlıyoruz.Arapça Olarak Türkçe Okunuşuda Eklenecektir.

Dühan Suresi Tefsirini okuyan herkes bundan böyle Dühan suresinin faziletini öğrenmiş olacak.

Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla


1- Ha, Mim.


2- Apaçık Kitaba andolsun;


3- Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyaranlarız.


4- Ki onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır.


5- Katımızdan bir emir ile; doğrusu biz, (insanlara elçi) gönderenleriz.


6- Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.


7- Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir.


8- O’ndan başka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.


9- Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp-oyalanıyorlar.


10- Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;


11- (Bu duman) insanları sarıp-kuşatır. İşte bu, acı bir azabtır.


12- ‘Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz.’


13- Onlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.


14- Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: ‘(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir.’


15- Biz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz.


16- Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette biz intikam alacağız.


17- Andolsun, biz kendilerinden önce, Firavun’un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti;


18- ‘Allah’ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim’ (demişti).


19- ‘Allah’a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık, bir delil getiriyorum.’


20- ‘Doğrusu beni taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım.’


21- ‘Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup-ayrılın.’


22- Sonunda Rabbine: ‘Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler’ diye dua etti.


23- (Allah da:) ‘Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz.’ (diye duasını kabul edip cevap verdi).


24- ‘Denizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur.’


25- Onlar nice bahçeler ve pınarlar terketmişlerdi;


26- (Nice) Ekinler, güzel konaklar,


27- Ve içlerinde ‘sevinç ve mutluluk içinde’ yaşadıkları nimetler,


28- İşte böyle; Biz bunları başka bir kavime miras olarak verdik.


29- Onlar için ne gök, ne yer ağladı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi.


30- Andolsun, biz İsrailoğullarını o alçaltıcı azabtan kurtardık.


31- Firavun’dan. Çünkü, o, ölçüyü aşan bir mütekebbirdi.


32- Andolsun, biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.


33- Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.


34- Muhakkak, bunlar da diyorlar ki:


35- ‘(Bütün her şey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz.’


36- ‘Eğer doğru söylüyorsanız, şu halde atalarımızı getirin bakalım.’


37- Onlar mı hayırlı, yoksa Tübba’ kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu-günahkardı.


38- Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmadık.


39- Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.


40- Şüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir.


41- O gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez.


42- Ancak Allah’ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir.


43- Doğrusu, o zakkum ağacı;


44- Günahkar olanın yemeğidir.


45- Pota gibi; karınlarda kaynar-durur;


46- Kaynar-suyun kaynaması gibi.


47- ‘Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin.’


48- ‘Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün;’


49- ‘(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun.’


50- ‘Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.’


51- Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar.


52- Cennetlerde ve pınarlarda,


53- Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).


54- İşte böyle; biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.


55- Orada, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar;


56- Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur.


57- Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük ‘mutluluk ve kurtuluş’ budur.


58- Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur’an’ı), senin dilinle kolaylaştırdık.


59- Öyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar.


1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan 5/5,00 Konuyu Oyla
Loading ... Loading ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>